Kuranda kadınları dövün mü yazıyor?

Kuranda kadınları dövün mü yazıyor?

Kuran ayetlerini anlamak için;

  1. Ayetlerin Yaratıcı’nın sözleri olduğuna güvenin-bilgin-imanın-eminliğin “tam” olacak. Eğer bu noktada şüphelerin varsa, önce bu şüphelerinin üzerine yoğunlaşmalısın.
  2. Yaratıcı’nın sözlerinde çelişki yoktur. Ayetleri Kuranın bütünlüğü içerisinde anlamalısın. Yan kaynaklar (rivayetler, söylenceler, kemikleşmiş kanılar,çağın dayatmaları vb.)  kullanarak ayetleri anlama yoluna gidersen çelişkiler ile muhakkak karşılaşacaksın.
  3. Yaratıcı mesaj’ını “sana” indirdi. Buna inanmalısın. Dönüp dönüp geriye ve/veya etrafına bakıp durma! Kur’anın anlamını, bakmasını bilirsen hayatın içerisinde bulacaksın.

Yukarıda sıraladığım maddelere örneklik teşkil etmesi bakımından, hemen iki örnek paylaşayım:

Blog sayfasının ismini “dinsiz” olarak vermiş muhtemelen “dinsiz” bir arkadaş, “dövün” olarak çevrilmiş ayetleri blogunda sırladıktan sonra “hayır bu çeviri tarzı yanlıştır” diyenlere nasıl seslenmiş?

blog

Kaynak

Bu arkadaşımızın muhtemelen yukarıda sıraladığım Madde 1 konusunda problemleri var ve o yüzden Madde 2’yi ihlal etmek eğiliminde. “Dünya dönüyor” diyen adamın yanında mısın, yoksa engizisyon mahkemesi heyetinin yanında mı? Unutma ki o gün o mahkemenin heyeti de “alim” adamlardı. Hakikate bu şekilde ulaşamazsın.

Şimdi de bir başka yaklaşım örneği vereyim:

Yapmış olduğum girişten sonra kendi bulgularımı paylaşmak istiyorum. Ama öncelikle ayetin Arapça transkriptini anahtar olarak seçtiğim kelimeleri boyamak suretiyle vereyim ve ardından hakim olan “meal” anlayışından bir kaç örnek vererek konuya başlamaya çalışayım:

Erricâlu kavvâmûne ‘alâ annisâ-i bimâ faddala(A)llâhu ba’dahum ‘alâ ba’din vebimâ enfekû min emvâlihim(c) fe-ssâlihâtu kânitâtun hâfizâtun lilġaybi bimâ hafiza(A)llâh(u)(c) vellâtî teḣâfûne nuşûzehunne fe’izûhunne vehcurûhunne fî-lmedâci’i vadribûhun(ne)(s) fe-in eta’nekum felâ tebġû ‘aleyhinne sebîlâ(en)(k) inna(A)llâhe kâne ‘aliyyen kebîrâ(n)

Erkekler, kadınlardan üstündür, çünkü Allah onları bir çok şeylerde kadınlardan üstün etmiştir, çünkü onlar, kadınları, mallarıyla geçindirirler, doyururlar; iyi kadınlar da itaatli olurlar ve Allah, onların hakkını nasıl korumuşsa onlar da, kocaları yanlarında olmasa bile, iffetlerini korurlar. Kadınlarınızın serkeşliğinden korkunca onlara öğüt verin, onları yatakta yalnız bırakın, dövün onları. Fakat itaat ettikleri takdirde de aleyhlerine bir sebep araştırmayın, şüphe yok ki Allah çok yüce ve büyüktür. (Abdülbaki Gölpınarlı Meali)

Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah’ın koruduğu mahremiyeti koruyan sadık ve itaatkâr kadınlardır. Kötü niyetlerinden ve aldatmalarından korktuğunuz uslanmayan kadınlara gelince; onlara (önce) nasihat edin; sonra (uslanmazlarsa) kendilerini yataklarında yalnız bırakın; sonra (edepsizliklerine ve ahlaksızlıklarına devam ederlerse) dövün ve bundan sonra itaat ederlerse onları incitmekten kaçının. Şüphe yok ki Allah çok yücedir, çok büyüktür. (Cemal Külünkoğlu Meali)

Açıkça itiraf edeyim ki; uzun bir süre bu ayet benim problem yaşadığım ayetlerdendi. Neydi bu problemler?

1- Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu ifadesi geçmesi

2-Önde sakallı cübbeli şalvarlı bir amca arkada çarşafa bürünmüş dört kadın imgesini akla getirmesi

3-İtaatsiz kadını yola getirmek için önerilen çözüm

4-Kadınları dövmeye açıkça izin vermesi

Ama öncelikle bir soruya cevap vermeliydim. Madde 2’yi ihlal mi diyordum? Evet. Bir yandan “rivayetler ve gelenek” zincirinden gelen meallerin içerisinde boğuluyor bir yandan da “modern” dayatmaların paniği ile bocalıyordum. Bu yüzden iki kaygıyı da kenara bırakmaya karar verdim ve Madde 3’e geçtim. Yani ayetin anlamını “hayatımda” aramaya karar verdim.

Şimdi bulgularımı paylaşmak istiyorum:

Bulgu 1: “Endişe etmek”

Uzun süre bocaladıktan sonra ayeti anlamamı sağlayan ifade bu ifade oldu. Bakın bu ifade bir sonraki ayette de geçiyor:

Evli çiftin aralarının açılmasından endişeleniyorsanız (hiftum), erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem atamalısınız. (Karı ve koca) barışmayı isterlerse ALLAH ikisinin arasını bulur. ALLAH Bilir, Haber alır.

Dışarıdakiler bir ailede huzursuzluk olduğunu ve işin boşanmaya gideceğinden nasıl endişe duyarlar? Demek ki “geçimsizlik” artık ayyuka çıkmıştır; aile sınırlarını aşmıştır. Demek ki bağlam içerisinde bir önceki ayet; işte bu ayyuka çıkacak olan boşanma aşamasının “aile içi” kısmını düzenliyor. yani, Nisa 34 artık aşikar olan bir boşanma durumu öncesini düzenliyor.

Bulgu 2: Nüşuz

Peki Nisa 34’te erkek neden endişe ediyor? Eşinin nüşuzunden… Nüşuz “yükselmek, normalin dışına çıkmak” demektir. Aile Hukuku bağlamında Allah bize bu kelimeyi veriyor. Nüşuz yani bir evlilik sözleşmesinin son bulmasını gerektirebilecek şeyler….. Sonuçta evlilikler biter ve nedenleri türlü türlüdür… (Şiddetli geçimsizlik) Peki aldatmak şiddetli geçimsizlik midir? Hayır..  Peki nereden çıkıyor da “nüşuz”a iffetsizlik gibi anlamlar yüklüyorlar?

Bulgu 3. Üstünlük

Ayette geçen Fe Dad Lam (Faddala) Kuranda mutlak bir üstünlük için değil nisbi bir üstünlük için kullanılmış. Şöyle ki, diyelim yüksek bir raftan bir eşya alınacak ve benim boyum 1.95. Arkadaşıma “sen dur senin boyun 1.70 ben uzanayım rahatça alırım” demem ona üstünlük taslamam mıdır veya onu aşağılamam mıdır? Eğer arkadaşım “vaay sen beni aşağıladın” derse bu onun kompleksidir; ben durumu söylüyorum raftan bir şey alınacaksa  boyu en uzun olanın alması en mantıklı olandır. Veya boyu uzun olanın basketbol takımına seçilmesi veya iyi nişancıya orduda buna özel görev verilmesi vs. İşte bu gibi durumlar için Fe Dad Lam kökü içere kelimeler kullanılmış kuran boyunca.

Bakın Kuran Elçilerin hiç birisinin arasında ayrım yapılmamasını söyler ve fakat zaman zaman şöyle ifadelere yer verir:

Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün (Feddelna)  kılmışızdır. Davûd´a da Zebur´u verdik.

Bulgu 4. Erkeğe ve kadına düşen görev….

Bana biten bir evlilik gösterin ki ayrılan taraflardan birisi “ayrıldık çünkü ben haksızdım” desin… İki taraf da kendisine göre haklıdır veya söyleyecek sözleri vardır. Yani ayette “eşinin evlilik sözleşmesini bitirecek boyutta olumsuz tavır ve davranışlarından rahatsız olan  erkek; aynı şekilde eşini de rahatsız ediyor olabilir. Peki o halde ayet neden sadece erkeğin duyacağı endişeden bahsediyor? Aslında ayet sadece erkeğe seslenmiyor. Şiddetli geçimsizlik tehlikesinin bir karabulut gibi üzerine çöktüğü ailenin bireylerine Rabbimiz “kul” olduklarını ve temel yaratılış kodlarını hatırlatıyor. Tabiri caizse onları şiddetli geçimsizlikten men edecek; sorunları her ne ise onu çözmelerini sağlayacak temel prensipleri hatırlatıyor.

Nedir peki bu temel prensipler? KAVVAMA (gözetme)  sorumluluğu genetik olarak erkeğe kodlanmıştır.

GAYB‘ı korumak da kadının genetiğine kodlanmıştır.

Aslında erkek için KAVVAMA ve kadın için GAYB kodlamalarında yüklü çok anlam vardır. Bunu burada uzatıp meseleyi dallandırmak istemiyorum ama ayetteki ifadelere böyle bakılmalıdır. Lütfen hayattan örneklerle burasını hep beraber düşünelim.

Bu ayetten “kadın çalışamaz, , kadın evde otursun çocuk baksın, kadının biricik görevi analıktır” gibi söylemlerden dem vurduğum sanılmasın. 

İşte Allah ayette “şiddetli geçimsizlik (nüşuz) tehlikesinin baş gösterdiği durumlarda; konunun içerisine hiç girmiyor tabiri caizse iki tarafada temel genetik kodlarını ve Rabbleri ile olan ahitlerini hatırlatıyor tabiri caizse  dünyevi meseleler için didişirken bu iki temel prensibi de hatırdan çıkarmayın diyor.

Kuranın bir çok yerinde kadın -erkek eşitliği zaten vurgulanıyor. Burada temel bir hatırlatma var,üzerinde çokça düşünülmesi gereken. Ayetteki kelimeleri “iffetsizlik, serkeşlik, namussuzluk” gibi hep cinsel çağrışımlı kelimelerle çevirenlerin hepsini reddediyorum. Eğer öyle olacak olsa idi Kuranda kullanılan başka kelimeler var ayette onlar kullanılırdı. Fakat Nüşuz, Faddala, Kavvama, Gayb ve Darabe ; kullanılan bu kelimeler adeta cuk oturuyor… Her toplum, zaman ve zemine uygulanabilecek aslında öylesine güzel seçilmiş çelişkisiz kelimeler ki…

 Bulgu 4. Nisa 128 konunun bir diğer boyutu

Ve-ini-mraetun ḣâfet min ba’lihâ nuşûzen ev i’râdan felâ cunâha ‘aleyhimâ en yuslihâ beynehumâ sulhâ(an)(c) ve-ssulhu ḣayr(un)(k) veuhdirati-l-enfusu-şşuhh(a)(c) ve-in tuhsinû vetettekû fe-inna(A)llâhe kâne bimâ ta’melûne ḣabîrâ(n)

Nüşuz erkek için de söz konusu. Ve erkek söz konusu olduğunda bir kelime daha ekleniyor:  iǎ’rāDan (Yüz çevirme)

Ve bu durumdaki ifade çok ilginç: Bir kadın erkeğin nüşuzundan ve yüz çevirmesinde endişe duyarsa aralarında barış yapmalarında onlara günah yoktur. Yani kadın burada o kadar mustarip ki, sulh yapmıyorum bu iş bitmiştir derse haklı. Ama tüm bu çektiğine rağmen yine de eşiyle kalma şıkkını istiyorsa bir günah yok.

Yani Nisa 34 ile 128 beraber incelenmeli. Konuyu çok dallandırmamak adına buranın üzerinde bu kadar duruyorum.

Bulgu 5. Darabe (Dövün?) 

Darabe Arapçadaki en geniş kapsamlı kelimelerden birisi. İngilizcedeki “phrasal verb” lere benzer kullanımları var fakat o kullanımlarına burada girmeyeceğim.

Kuran boyunca Nisa 34’teki gibi “yalın” durumlarda nasıl kullanılmış bakalım:

Bir zamanlar Mûsa, toplumu için su istemişti de biz, “Asan ile şu taşa vur!” demiştik. Taştan hemen oniki göze fışkırmıştı. Her bölük insan kendilerine özgü su kaynağını bilmişti. “Allah´ın rızkından yiyin, için; yeryüzünde bozgunculuk yaparak şuna buna saldırmayın.” demiştik.

Musa Aleyhisselamın asası… Hani şu yılan şekline giren…. Sihirli asa… Musa Aleyhisselam kıssaları oldukça sembolik anlatımlı kıssalardır. Kimse burada “vurma” eyleminin “sopayı kaldırıp adamın kafasına vurdu” eylemi ile aynı eylem olduğunu iddia edemez.

Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: “Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın. İnkâr edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına.”

Yine sembolik bir anlatım. Meleklerin parmaklara ve boyunlara vurması nedir?

Bir görseydin o küfre sapanları! Melekler canlarını alırken onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı: “Yangın azabını tadın.”

Sembolik anlatım.

(Düvenin) bir parçasıyla ona (öldürülene) vurun,” dedik. İşte, ALLAH ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye ayetlerini (mucizelerini) böyle gösterir.

Sembolikanlatım.

Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar.

Koysunlar, yerleştirsinler anlamında.

“Eline bir demet sap al da onunla eşine vur ve yeminini bozma.”

Bu ayetteki vur tamamen Kitabı Mukaddesten alınmış bir örnek üzerine yapılan yorumdur. Ayet yine semboliktir. (bkz. 38:44)

Tespit edebildiğim katıksız darp etmek;vurmak anlamına gelen tek kullanım var Kuranda;

İyice yanlarına sokulup sağ eliyle bir darbe indirdi. (İbrahim putlara) 

Kaldı ki bu anlatımın dahi sembolik olabileceğini düşünmekteyim ama üzerinde biraz çalışmam lazım.

Yani  Kuran boyunca 3 kez isim Darb olarak 55 kez edilgen fiil Darabe olarak geçen “darb” sadece 1 ayette o da “sağ eliyle vurdu” şeklinde “vurmak” anlamıyla geçiyor.

Kuran boyunca çoğunlukla sembolik ve üst anlam söz konusu olduğunda tercih edilmiş olan bu kelimenin Nisa 34’te “kadını dövün” anlamına nasıl gelebileceğini sanırım öyle çevirenler açıklasın…. Ve hala “işte Kuranda kadını dövün ” yazıyor diyenleri esas ben “kadın düşmanlığı ile suçlamak isterim.

Not: Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun

Korunan kadınları suçladıktan sonra dört tanık getiremeyenlere seksen celde vurun

Bakın tam bizim bildiğimiz yüzde yüz fiili ve sembolik olmayan “vurmak” bakalım hangi fiil kullanılmış: Ecludi (darabe fiilinin kullanılmış olması için yanıp tutuşanlar için üzgünüm)

Sözün sonu:

Genetik kodlaması KAVVAM olan erkek,   genetik kodlaması GAYBI KORUR olan kadın (eşin) in Nüşuzundan (evliliğin tehlikeye girmesine yol açacak davranışları) endişe edersen onunla konuş, diyaloğa, iletişime geç bu şekilde sorunu çöz (iletişim tek taraflı olmaz ) olmadı yataklarınızı ayırın (bu cinsel olarak bir ceza verme değil; kim kime ceza veriyor sadece aynı evde biraz düşünmek için hayatları bir miktar ayırmak ) ve son çare Darabe yap (en uygun kelime olarak YAPTIRIM aklıma geliyor yani artık boşanmayı ciddi ciddi gündeme getirmek; artık daha sert olmak belki kartları daha açık oynamak belki eşini vazgeçirmek için gözünü korkutacak taktikler yapmak belki ayrı evlerde yaşamak )

Ve artık iş DARABE ye gelince devreye 3. şahıslar giriyorlar çünkü Nisa 35’e göre artık iş ayyuka çıkıyor boşanmaları gündeme geliyor.

Hep beraber düşünüp tartışmak dileğiyle…

Share

13 thoughts on “Kuranda kadınları dövün mü yazıyor?

  1. Merhaba
    bu konuda sormak istediğim bazı sorular var ama buraya yazmak istemiyorum. Size ulaşabileceğim bir email adresi var mı acaba?

  2. Güzel.
    1) “Nüşuz “yükselmek, normalin dışına çıkmak” demektir.” Kaynak hangi sözlük? Ve taşkınlık biçiminde çevirenler bu sözlükten habersiz mi, onlar hangi sözlükten bakıyorlar?
    2) Vurmak değilse nedir? Bu son paragrafta bir cümleye sıkışmış. Oysa konunun en can alıcı noktası. Vurmak çıkarmak ise burada şöyle bir soru işareti doğuyor: İşler ters gidiyorsa evleri ayırmak neyi düzeltir? Geçici olarak ayrılmak zaten birinci boşanma değil midir? Bu ayet birinci boşanmayı mı öneriyor? Sonia Cihangir, izlediysen, bir iki hafta önceki programda bunun boşanma olmadığını söylemişti ama o da iki cümleye sıkıştırdığı için aradaki farkı anlatmamıştı.

    1. Aynı evde ayrı hayatlar yaşamayı benimsemiş bir çift tanıyorum. Bu cinsellikleri olmadığı anlamına gelmiyor. Sadece aynı evde “ayrı hayatlar” şeklinde bir çözüm bulmuşlar ve yıllardır o şekilde idare ediyorlar. İşte bu bence “yataklarını ayırmak”

      Bir sonraki ayet artık boşanacağı aşikar olmuş bir aileyi tavfir ediyor. Demekki “darabahünne” boşanmadan önce boşanmanın önüne geçmek için son bir “vuruş”. Erkeğe düşen bir görev. Yuvayı dişi kuş kurar ama demek ki erkek kuşa da yıkılan yuvayı kurtarmak için daha çok vazife düşüyor. Öyle bir şey yap ki kadın “nüşuz” dan vazgeçsin. Unutmayın kadının nüşuzunda erkek de suçlu olabilir bu arada.

      Ayeti “iffetsizlik vs. gibi çağrışımları olmayan bir anlayış ile “bir evlililiğin kurtarılması” olarak anlayınca bende bir şeyler yerine oturdu.

      Nüşuz anlamını “Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü – Rağıb El-İsfahani” ve İhsan eliaçığın bir makalesini kullanarak yazdım.

  3. Allah’ın bir hükmü tek bir kelimeye bırakacağını mı düşünüyoruz? Bir kelimeye sıkıştırmaz..
    Kur’an kendi kendini, aynı kelimeyi benzer anlamlı sözcükler kullanarak farklı ayetlerinde açıklar, açar, detaylandırır. Mes’ani ilkesi gereği.. Çift dikiş..

    “Darb” kelimesinin, daha doğrusu bu ayetin açılımı, “Talak”, yani ayrılma – boşanma süreciyle alakalı tüm ayetleridir.
    Ki “Talak” kelimesi de, bir yer/nesne ile var olan bağı koparıp bir yerden çıkıp gitmek anlamına gelir (18:71, 74). Yani, “darb” yol açmak, yola koymak anlamı verir (20:77).

    http://www.kuranharitasi.com/kokler.aspx?kok=Tlq

    Ayrıca, Halil Bin Ahmed tarafından yazılmış en eski Arapça sözlükte de Darp sözcüğünün “vurmak” anlamı bir edat/harfi cer olan Bi- ile birlikte kullanılmıştır.

    http://www.quran434.com/resources/Kitab-Al-Ayn-DaRaBa.html

    Yani, fiziksel bir vurmanın olabilmesi için Darb Bi- şeklinde kullanımın olması gerekiyor.. (2:60, 7:160, 38:44)

    http://www.kuranharitasi.com/kokler.aspx?kok=Drb

  4. Kardeşim Allah senden razı olsun seni çok taktir ettim keşke herkez bu konuları senin kadar önemsesede bu şeklilde araştırıp kafa yorsa hakkı bulsa. Bu ve kadınla alakalı birçok konuda bende uzun soluklu bir araştırmaya girdim ve bu sonuca vardım kur’an peygamber ve Allah tüm bu iftiralardan münezzehtir kadın çok değerli bir hazinedir vesselam

    1. Teşekkür ederim. Aslında bunun ötesinde bulgularım var fakat Arapça bilmediğim için hata yapma endişesi ile biraz olgunlaşmasını bekliyorum. Ama bir ipucu vereyim ayetin tümünün hem kadına hem de erkeğe seslendiğini, bunun Arapça gramer olarak da desteklendiğini düşünüyorum. Fakat biraz zor bir konu, tamamlayınca paylaşacağım.

  5. Kuran indiğinden beri fiziki dövme şeklinde anlaşılan ayeti siz şuandaki anlayışa uymuyor diye ne kadar bükmeye çalışsanız da bu gerçeği değiştirmez. O ayet orda oldukça işine gelen fiziki dövme olarak anlamakta en az sizin kadar haklıdır. Yani Allah kadının dövülmesine izin vermiştir. En azından kıvırmayıp ama o zaman için hafifçe dövülmesi bile bir ilerlemedir derseniz dürüstçe bir yaklaşım olur.

  6. Bismillah
    Burda yorumu tireyerek yapiyorum gunaha girecegim diye…Esselatuvesellem efendimiz in bu konuda aciklamasi yok mu?sonra neden tek bir tefsirin (isfahani gibi)gorusunu benimsiyecegiz .Sahabelerin gorusleri ra var.sahabe tabiin tebe tabiin arasinda bu olaylar yasanmamis mi ne yapmislar..Binlerce tefsir alimi var asri saadetten bu yana hepsini incelediniz mi?daha oncede dedim bu konularda rahat hukum vermek icin kalb gozunun(basiret)acik olmasi ,hikmet sahibi olmak ve bu fitne zamaninda butun haramlardan korunmadan gercegi anlamak zor arti yasanmayan ayet tam olarak analasilamaz bence….Subhaneke Allamme……

  7. merhaba “kavvam” sözcüğünün anlamını araştırırken aynı kökten türemiş olan başka bir sözcüğün namaz/salatla beraber kullanıldığını gördüm. “Namazı kılın/gözetin/ikame edin” diye çevirdiğimiz ayetlerde salatla beraber kullanılan sözcük ile “kavvam” aynı kökten. http://kuranharitasi.com/kokler.aspx?kok=qwm#(4:34:2)

    Farklı anlamlarda kullanılan sözcükler ve aynı kökten türeyen sözcükler boşu boşuna o kökten gelmezler. Salatın ne kadar önemli bir iş olduğu zaten biliniyor. Yani Allah’a bağıtlanan biri salatı ne kadar önemsiyorsa bir erkek de karısını o kadar önemsemeli diye düşünüyorum. Salat=kadın, kadın salat kadar kutsaldır gibi şeyler söyleyemem. Aşırılık olur. Ama kavvam sözcüğüne tuhaf anlamlar yükleyip kadınları aşağılayan ifadelerle karşılaşınca can simidine tutunur gibi tutunmaya başladım bulduğum bu olguya.

    Bazı örnekler vermek istiyorum:

    Gözlük, gözlükçü, gözetmek, gözetlemek, gözetmen, gözlem, gözlemci, gözlemleme, gözleme (yufkanın üzerindeki kahverengi yuvarlak lekeler göze benzetilmiş olabilir.) , gözüngü(ayna), gözde… Tüm bu sözcükler farklı anlamlar taşır fakat hepsi bir şekilde göz ve görme ile alakalıdır, yani ortak yönleri vardır.

    Yüz –> denizde yüzmek, deri yüzmek, 100 sayısı, bir nesnenin ön/arka yüzü(yani YÜZeyi), surat
    Yüzen bir kişi ya da nesne suyun üst kısmında, yüzeyinde yüzer. Eğer suyun içine giriyorsanız bu dalmak ya da batmak olur. Bir hayvanın derisini yüzüyorsanız onun üst kısmını sıyırırsınız. Bir nesnenin ön yüzünü kastediyorsanız(binanın cephesi gibi bir anlamda kullanıyorsanız) yine o nesnenin üst kısmınından bahsediyorsunuz demektir. O nesneyi tanımamıza yarayan şeydir onun yüzeyi. İnsanın yüzü onun vücudunun üst kısmındadır ve onu tanımamızı sağlar. Ona hitap ederken yüzüne bakarız. 100 sayısı da sayıların en üstünde olandır. Elbette 100den büyük sayı vardır ama günlük hayatta yüz sayısı önemlidir. Sınavlar 100 puan üzerinden değerlendirilir. Bir çocuk 100e kadar hatasız sayıyorsa artık bu işi çözmüştür. Bir şeydeki artış ve azalmalardan söz ederken yüzde % üzerinden hesaplarız. Ülkemizde 200 tllik banknot vardır ama pek yaygın değildir, çünkü işlevsel değildir. Cüzdanımızdaki en üst para 100 tllik banknottur.

    Ayrıca Türkçe’de “batmak” fiilini farklı alanlarda kullanırız. Güneşin batması, iğnenin batması, geminin batması, iflas etmek. Tüm bu eylemleri zihninizde resmetmeye çalıştığınızda aynı hareketi görürsünüz. Yazıyla ne kadar anlaşılır olur bilemiyorum ama anlatmaya çalışıcam. Denizi/ayağınızı düz bir çizgi olarak hayal edin. Gemi denize/iğne ayağınıza battığında gemi denize, iğne de ayağınıza farklı bir açıdan gelerek girer. Yani paralellik söz konusu değildir. İşyerleri zaman zaman grafikler çizerek gelişimlerini takip ederler. Bir çizgi grafiğini hayal edin. İşler kötüye gittiğinde çizgi aşağı doğru iner ve en sonunda 0’ı gösteren çizginin de aşağısına iner ve iflas gerçekleşir. Güneş battığında da dağın arkasına geçer bir nevi Güneş dağa batar. Güneş batıdan battığı için o yöne “Batı” demişiz. “batmak” fiilinden ad türetmişiz. Bir de bataklık sözcüğü var. Bataklığa girdiğinizde sizi içine çeker ve batarsınız.

    Yabancı dilden örnek vermek gerekirse İngilizce’de “game” oyun sözcüğünün “av hayvanı” anlamında da kullanıldığını görürsünüz. İlk başta çok saçma gelir ama aslında öyle değildir. Onların kültüründe avcılık bir spor gibidir o nedenle avlayacakları hayvanı game=oyun olarak görmeleri çok doğaldır.

    Yani dilde sözcükleri kullanırken uyduruk sözcükler kullanmıyoruz. Kavvam sözcüğü ile namazla beraber geçen fiilin aynı kökten gelmiş olması beni büyülüyor.

    1. Kadınları aşağılayan (veya aşağıladığını düşündüğünüz) ifadeler sizde kadını abartılı biçimde yüceltme tepkiselliği oluşturmuş. Kocanın karısına olan görevini salatla karşılaştırmaya kalkmak talihsizlik.
      Birinci form (geçişsiz çatı) kam, ayakta durmak demek.
      İkinci form (geçişli çatı) kavvama, ayağa kaldırmak, sürdürmek, sağlamak demek.
      Dördüncü form (geçişli+oldurgan çatı) ikam, ayakta tutmak demek.
      Salat ayakta durulması gereken değil, ayakta tutulması gereken bir şey. Zaten ilgili bölümleri yeterince incelerseniz ayakta tutulması gerekenin namaz değil, Kitap’ın buyrukları olduğunu göreceksiniz. “Kuran dersini ayakta tut.” “Kuran yasasını (derste öğrendiklerini) ayakta tut.” Son derece anlaşılır.
      Yani “erkekler kadınları sürdürürler /onlara sağlarlar /onları ayağa kaldırırlar” diyor. Bunu nasıl yaptıkları belli, korurlar, geçimlerini sağlarlar. Bu da onlara kimi konuda öncelik tanınmasını gerektirir. Nedeni de açıkça yazılmış: “…Çünkü onlar mallardından harcamışlardır”. (4:34) Bu eğer kadınların ağırına gidiyorsa Kuran’ı benimseyemezler. Mesela erkeklerden kısa boylu olmak ağırınıza gidiyorsa sizin kavganız erkeklerle değil, hepimizi böyle tasarlayan yaratıcıyla. Tabi yaratıcıyla kavga eden kişi “İslam”, yani barışık olamaz. Onun için İslam olmak isteyen kadının er geç feminizmin etkisinden sıyrılmayı öğrenmesi gerekir. Çünkü feminizm kadınlara “birbirinize verileni kıskanmayın” buyruğunu çiğnemeyi öğretiyor.
      Kuran’da hoşunuza gitmeyen bir şeye rastladığınızda kendi içinize dönün ve ne yapmaya çalıştığınıza dikkat edin: İşinize gelen anlamı mı arıyorsunuz yoksa hoşunuza gitse de gitmese de yalın gerçeği mi arıyorsunuz?

  8. https://www.youtube.com/watch?v=0hjP2LdgtcA

    Bu programda (1.51 den sonra) Caner Taslaman bu konudaki görüşlerini dile getiriyor. Anlatmak gerekirse: Eğer erkeğin bir dövme hakkı olsaydı, erkek karısını zina halinde gördüğünde yapardı bunu. Ama erkek o durumda bile kadına bir şey yapamıyor. Kadın yalan söylese bile onun şahitliği esas alınıyor. Ayrıca Kuran’da perygamberimiz ile eşlerinin arasında geçen sorunlara yer verilmiş. Dövmek bir öneri olarak sunulmamış peygamberimize.

    Kuran’dan alınan bu iki örnek oldukça mantıklı ve açıklayıcı görünüyor bana. Ayrıca 1.51’den önce Hidayet Hanımın açıklamaları da dinlemeye değer.

  9. Kadının dövülmesi ile ilgili ben şuna bakarım Kuranı indiren dünyayı evreni yaratanla aynı midir aynı olabilir mi. Genisce anlatmaya çalışayım Neye bakarım mesela insan canlı hayvanları boazlayip yemezzse vitaminsizlikten ölür eninde sonunda nesli tükenir . Yani bu şekilde programlanmış. Nasıl zalimce bir program diyebilen çıksa da ben Allah celle celeluh böyle takdir etmis der boyun egerim mesela bir köpeği insana köle etmis köpek ölümüne de olsa sahibini korumaya yönelik herşeyi yapar. Öyle ki zalim insan bazen ekmek bile vermez de o köpek gene de sahibine yalakalik yaparak yemek ister ne isirir ne de çirkin sesler çıkarır. Yaratn onu öyle programlamis ya nerde eşitlik bir canlıyı bir canlıya köle etmis hem de dilsiz koruyucu bir itaatkar. Bu hak midir eşitlik midir dersin ama ben Allah büyüktür der itaat ederim. Kadına bakarım doğum yaparken o kadar acı çektiği söylenir ki dayanılmaz birşeydir. Bir taraftan da düşünürün yaratan bebeğin kafasını biraz ufak yaratamaz miydi öyle olsa doğduktan sonra kafası gene beklenen boyuta ererdi. Yoksa bu ilim yok mu hayır var bir sürü yumurtlayan değişik değişik doğuran canlı var . Ama doğayı yaratan bu yolu seçmiş ne diyebilirsin senin gözünden büyük bir zulüm olabilir . Her adette ağrı hisseden var daha kolayı olmaz miydi. Demek ki neymiş kadını yaratan benim kadar kadının incinmemesi gerektiğini düşünmemiş ki o aziz ve Kahhar olan Allahtir ben boyun eğer ve tenzih ederim en azından sahibine itaat eden bir kopekten bin katta daha saygılı ve itaatkar olmalıyım kıyaslarsak. Erkeklerin nüfusu kadınlardan %2 kadar fazladır aslında herkes bunun savaşan ve iş kazası geçiren erkeğin ölünce kadının yalnız kalmaması için olduğunu akıl eder. Yani yaratan erkeği savaşarak ölecek bir kabiliyette yaratmış bu öngörü her zaman var. Birçok yırtıcı olan olmayan hayvan da dovusecek ve avlanacak biynuzla dişleriyle dünyaya gelir ya da sonradan oluşur. Yani sayın hassas bebe ruhlu insancik varlık alemi ve yaratan hala sen farkına varamadin ama düşündüğün gibi değil olmayacak da. Ha ne olur begenmezsin hoslanmazsin bişey diyemem olabilir o zaman ne biliyosan yap duzeltebiliyorsan ya da hesap sorabiliyorsan sor ama ben Allahtan korkar onun yolundan gitmeye çalışırım. İnsanın doğası genetigi ile ilgili detaya girince de benzer sonuçlar çıkıyor ama çok uzar. O yüzden darebe kelimesini ben pek bilmem ama görünen o ki bu zamana kadar türkçeye bile geçmiş heralde başka anlam yükleyen de olmamış . öyleyse başka anlam vermek dinde reform yapmaktan kitabı değiştirmekten ne farkı olacak. Eğer erdoğan anlamını değiştirin ya da değiştirecek bir kelime veya anlam bulun derse Erdoğan zinayi getirdi veya iraka kafirlerle birlikte olup , toprak kazanmak pkk ‘dan kurtulma amacıyla gitmeye niyet etti yani yahudi ve hristiyanlari dost edinmeyin ayetine muhalif oldu derim. Ama bu niyetle yani ayetin anlamını değiştirin değil fikihcilarin yorumlarını değiştirin dediğini kastettiğini düşünüyorum. Ben Allah emrettiği içi gece kalkıp sabah namazını kiliyorum eğer kadınlara erkekleri dovun deseydi onu da kabul ederdim. Burda yapılacak ayeti tahrif etmek değil dovme olayını gerektirecek durumları netleştirmek olacaktır çünkü bu kadarını yaratan bize bırakmış. Dövüp dovmememyi değil. Gavura bakarsan bugün dovme kötü yarın dov iyidir der. Sovyetler yaptı ya önce dovmek yasak dedi bir sürü ayrıcalık verdi sonra baktı olmuyor dövmeyi suç olmaktan çıkardı. ıngiliz kafiri hilafeti kaldır dedi kendi hala devam ettiriyor. Kendi öğretmene cocuga dayağı serbest bıraktı sana da kitabını değiştir kadına dayak olurmu hic diye telkin eder çocuğun ceza ehliyeti olmamasına rağmen.sen de değiştirsin . Tabi olan sana olur ahireti kaybedersin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir