Kuran’da tecavüz (ırza geçme) cezası yok mu?

İnternette gezinirken bazı sitelerde (forum, sözlük,blok vb.) “Kur’an’da tecavüze ilişkin bir ayet yok!” gibi bir eleştiriye rastladım ve devamında tabi bir açık bulmuş olmanın sevinciyle alaycı ve eleştirel yorumlar…

Bu yazıda konuya ilişkin bir cevap yazmaktan çok, cevap verenlerin yaklaşımına bir reaksiyon olarak bulgularımı paylaşmak istedim. Yazının sonunda yaklaşımıma ilişkin ayetleri paylaşacağım ve üstüne herhangi bir yorum yapmayacağım.

Bakalım bu konuda çeşitli fetva siteleri ne yazmış diye araştırdığımda da konuya hep “zina” bahsinden yaklaşarak girildiğini gördüm.

Örnek: Ayrıca, zinanın ispatında dört şahit arandığı halde, ırza geçmede şahitlerin adedinin dört olması zorunlu değildir. Kadının tecavüze uğramış olduğuna şahitlik edenlerin adedi, dörtten az ise bu durumda mütecavize tazir cezası uygulanır. Kadının, tecavüze uğradığını ispatlayamaması halinde ise, kendisine kazf (zina iftirası) cezası gerekmez. Diğer taraftan, bu tür davalarda kadının yemini muteber değildir.

Zina nedir? İki tarafın da karşılıklı isteyerek gerçekleştirdikleri bir eylemdir. Peki ne alakası var tecavüzle zinanın? Ben alakasını söyleyeyim: çünkü akıllar veya bilinçaltı hep aynı yerde…Vakaya değil de vakanın meydana geliş yerine odaklanmak…Bilinçaltlarındaki bastırılmış cinsellik!!

Bu sitede herhangi bir şekilde Kur’andan hüküm çıkarmak amaçlı yazılar yazmadığımı sık sık belirtiyorum.  Ancak Allah’ın ayetlerini “müslümanım” diyen herkesin okuyup üzerinde düşünmesinin ayrı bir önemi vardır. Düşünen, araştıran ,sorgulayan, kritik düşünen, devamlı olarak hakikati arayan ve yere sağlam basmasını bilen  insan topluluklarını  şer istikametinde yönlendirmek mümkün değildir. Ben de bu anlayışla sitedeki yazılarımda Kur’anı inceleyerek, ayetler üzerinde düşünerek, araştırarak ulaştığım bulguları paylaşıyorum.

Ve ırza tecavüz deyince benim aklıma “zina” gelmiyor! Benim aklıma cinsellikten bağımsız olarak bir hakka, bir insanlık hakkına “saldırı” geliyor. Lütfen önce tecavüz suçunun kapsamı üzerinde siz de düşününüz ve yazımın devamında paylaştığım ayeti bir de siz okuyunuz. Meallerde yer alan alternatif anlamları parantez içlerinde belirttim.

Şura Suresi:

38. Onlar, Rabblerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. İşlerini birbirlerine danışarak yaparlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayırda harcarlar.

39. Kendilerine bir -bağy-haksızlık (veya zulüm veya zorbalık) yapıldığında yardımlaşarak üstesinden gelirler.  (veya, karşı koyarlar veya öçlerini/intikamlarını alırlar)

40. Bir kötülüğün cezası, ona denk bir cezadır. Kim affeder ve barışı sağlarsa, onun ödülü Allah’a aittir. Doğrusu Allah zâlimleri sevmez.

42. Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.

 

Hep beraber “tedebbür” eylemek niyetiye….

 

Share