Müslüman bir ülkede doğmayanların suçu ne?

Öncelikle internette bir forum sitesinde karşılaştığım bir yazıyı buraya aktarayım: wahid

 “…………..hristiyan ve yahudilerin suçu nedir Allaha şükür biz müslüman bir ülkede müslüman bir ailede doğduk ki şanslıyız ama ingilterede bir hristiyan aile de doğan bir çocuk nasıl islamı seçsinki ? biz nasıl hak din islam diye kabul edip inanıyorsak onlarda doğuştan öyle öğretiliyor kendi suçu olmayan bir din seçimi için onları yargılamak islama ters gibi düşüyor…………”

Bu ve benzeri sorularda baştan bir mantık hatası yapıldığı kanaatindeyim. Daha önceleri benim de sık sık kendi kendime sorduğum bu soruya bir soruyla cevap vermek istiyorum: Sen Müslüman bir ülkede doğunca paçayı yırtmış mı oluyorsun? Bu soruya “evet” cevabı ile başladığın için de tüm mantığı yanlış kuruyorsun.

Kim demiş sırf Müslüman bir anne babadan doğdun diye adına “müslüman” denilmesi seni kurtaracak? Kim demiş şartlar eşit değil? Bir düşün bakalım; şu sorulara cevap ver:

Müslümanım diyorsun, neden Müslümanlığı seçtin, ne zaman?

Kitabım Kur’an diyorsun.. Kuran’ın Allah kelamı olduğuna delilin ne?

Seçtiğim yol en doğru yol diyorsun, delilin ne?

Bütün bunlara vereceğin cevapların başlangıç noktası “Müslüman bir ülkede doğmuş olmak ya da Kuranî bir ifade ile atalarının dini üzerine olmak ”  ise, bende o Hristiyanı düşüneceğine otur önce kendini düşün derim.

İstersen düşünmeye Araf 172-173. ayetlerden başlayabilirsin:

Ve-iż eḣaże rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim żurriyyetehum veeşhedehum ‘alâ enfusihim elestu birabbikum kâlû belâ şehidnâen tekûlû yevme-lkiyâmeti innâ kunnâ ‘an hâżâ ġâfilîn(e)

Araf 172-173 : Rabbin, Adem oğullarının bellerinden soylarını çıkarırken onları kendi kendilerine tanık tutar: “Ben, Rabbiniz değil miyim?” “Evet, tanıklık ediyoruz,” derler. Böylece diriliş günü, “Biz bundan habersizdik,” diyemezsiniz. Yahut, “Atalarımız önceden ortak koştu ve biz de onlardan sonra gelen soylarıyız, bizi bidat ve hurafelere dalanlardan dolayı mı yok edeceksin, diyemezsiniz.

Araf 172-173 : Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: “Evet şahidiz” demişlerdi. Bu, kıyamet günü, “Bizim bundan haberimiz yoktu” dersiniz veya “Daha önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?” dersiniz diyedir.

1-) Herkes bir yaratıcı’nın varlığını aklederek bulmak ile mükelleftir.

2-) Herkes bir yaratıcının varlığını ( ve devamında onun bizden ne istediğini ) sorgularken içinde bulunduğu ortamın ve/veya kendisinden önce gelenlerin inanışlarını baz almamalıdır.

Bu sorgulamayı yapmak mükellefiyeti tüm ademoğlu için geçerlidir.

Share