Nebi ve Resul Farkı

Ahzab Suresi(33),  40. Ayet aşağıdaki şekillerde çevrilmiş:
“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Diyanet Vakfı Çevirisi)
“Muhammed, sizden birisinin babası değildir ve fakat Allah’ın resûlüdür ve peygamberlerin sonuncusu ve Allah, her şeyi bilir.” (Abdülbaki Gölpınarlı Çevirisi)
Sanırım, Resul ve Nebi konusundaki tartışmaların çoğunun altında 33:40 ayeti var. Çünkü, Kuran’da resul ve nebi kavramları açıkça ayrı ayrı  verildiği ve dilimize de aynen geçtiği halde çevirilerin büyük bir kısmında bu fark ortadan kaldırılıyor ve çoğu ayette geçen resul ve nebi kelimeleri “peygamber” olarak çevriliyor. (bu ayette ikisi de aynı anda geçtiği için genellikle birincisi resul, ikincisi peygamber olarak çevrilmiş)  Bunun nedeni Kuran çevirisi hazırlayanların böyle bir tartışmaya hiç girmemek istemeleri olabilir. Çünkü bu ayeti, “Bu ayetten anlıyoruz ki, peygamberimiz son nebi’dir ancak resullük (elçilik) devam etmektedir” diyerek yorumlayanlar, hatta birileri için “o elçidir” diyenler var. Ancak böyle bir tartışmadan uzak durmak için dilimize de aynen girmiş iki kelimeyi kullanmayıp “peygamber” ifadesini kullanmak ne derece doğrudur?
Benim bu konuya odaklanmadan önce bildiğim şu idi: “Kendisine Kitap ve şeriat verilen peygamberlere Resul, önceki Kitapları izleyen peygamberlere ise Nebi denir”
Fakat şimdi gördüm ki, Allah pek çok ayette resul ve nebi kelimelerini kullanmış, bu kelimeler arasında fark var, o halde işin hakikati nedir? Okuduğum bazı makalelerden edindiğim bilgilere göre 3 tartışma noktasını özetliyorum:
1-      Kitap gönderilen peygambere Resul, kendinden önce gelen Resulün dinini tebliğ eden peygambere nebi mi denir?
2-      Yoksa nebi kendisine kitap gönderilen Resullere (elçilere) mi denir?
3-      Yoksa böyle bir niteleme ve ayrım  yapmak yanlış mıdır, haddi aşmak mıdır burada sadece bir poziyon ve görev meselesi mi vardır, Allah ayetlerinde anlattığı duruma göre bu iki kavramdan birisini mi kullanmıştır?
Şimdi tabi bu konuda tam bir karar varmak için bu konudaki tüm ayetleri incelemiş ve karşılaştırmış olmak gerekiyor. Şu satırı yazdığım esnada bu konudaki araştırmamı nihayete erdirmemiş olduğum için meseleye başlangıç yapmak amaçlı olarak birkaç noktaya değineceğim ve devamındaki bulguları yazının sonuna edit ilaveleri ile ekleyeceğim. Bu arada umarım konu hakkında yorumlar gelir, ve tartışmamız zenginlemiş olur.
 ALİ İMRAN 184. (Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi. (Diyanet Vakfı Çevirisi)
ALİ İMRAN 184.Seni yalanladılarsa, senden önce de resuller yalanlandı.Açık-seçik deliller, kutsal sayfalar ve aydınlatıcı Kitap’ı getirmişlerdi onlar. (Yaşar Nuri Öztürk çevirisi)
ALİ İMRAN 184.Seni yalanlarlarsa (şaşma), senden önce apaçık deliller, Zeburlar (Tanrı sevgisini dile getiren ilahiler) ve aydınlatıcı kitap getiren elçiler de yalanlanmıştı. (Edip Yüksel çevirisi)
Öncelikle buraya aldığım üç  çevirideki farklılılar hemen gözünüze çarpıyordur fakat diğer farklılılara girmeden bu ayette dikkatimi çeken hususu ifade edeyim:
Allah burada “resul(elçi) kelimesini kullanmış. Şimdi eğer resul kesin olarak kendisine kitap verilen peygamberlere deniyor ise neden burada resullerle gelen diğerleri de vurgulanmış? (açık-seçik delil, mucize, kutsal sayfa, zeburlar…)
Demek ki bu ayete göre resul= kendisine kitap gönderilen değil. Mesela sayfa da gönderilmiş olabilir.
O zaman 2. Yorum mu doğru? Yani nebi= kendisine kitap gönderilen mi?
“MERYEM 53. Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun’u bir peygamber olarak armağan ettik.” (Diyanet vakfı çevirisi)
“MERYEM 53. Ona, acıdığımızdan dolayı kardeşi Hârûn’u da peygamber olarak armağan ettik.” (Süleyman Ateş çevirisi)
Burada çok ilginç peygamber diye çevrilen kelime : “nebi”
Bildiğimiz kadarıyla Harun peygambere Kitap gönderilmemiş , ancak Kuran’a göre o bir nebi..
O halde “Nebi= Kitap gönderilen” tezi çürüdü mü?
Başka ayet :
ALİ İMRAN 81. Hani Allah, peygamberlerden: “Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz” diye söz almış, “Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?” dediğinde, “Kabul ettik” cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu. ( Diyanet Vakfı çevirisi)
İlginç… Peygamber olarak çevrilmiş, aslına bakalım:
ALİ İMRAN 81.Ve unutma ki Allah, peygamberlerden misaklarını almış, şöyle demişti: “Size Kitap’tan ve hikmetten nasip verdim.Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz.Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?”. “Kabul ettik.” dediler. “O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım.” dedi. (yaşar Nuri Öztürk çevirisi)
ALİ İMRAN 81.ALLAH peygamberlerden (nebilerden) şöyle misak almıştı: ’Size kitap ve hikmet vereceğim. Daha sonra, beraberinizdekileri doğrulayan bir elçi (resul) geldiğinde ona inanacak ve onu destekleyeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu sözleşmeyi yerine getireceğinize söz verdiniz mi,’ demişti. Onlar ’Kabul ettik,’ deyince, ’Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahid olanlardanım,’ demişti. (Edip Yüksel çevirisi)
Örnek olarak verdiğim ilk iki ayet ışığında bu ayeti nasıl düşünmeliyiz? Allah bu ayette nebilere kitap ve hikmet vereceğini, resullerin ise bunları doğrulayıcı olduklarını ifade ediyor. Halbu ki, bir önceki ayete göre Nebi’ye kitap da verilmeyebilirmiş.
O halde ibre yorum 3’e doğru mu kayıyor?
Şu an için bilmiyorum…
Ben burada başlangıç noktamı sizlerle paylaştım…
Ama hangisi doğru çıkarsa kabulüm, yeter ki aklım ve kalbim tatmin olsun.

 

 

Share