Arkeolog olmak sevaptır

“tercihlerim arasına yazmayı düşünüyorum ama herkesden aldığım tek bi cevap var. oda aç kalırsın iş bulamazsın…bilen varsa yardımcı olabilirmi gerçektende öylemi???”

“ne yazık kı oyle:(ben okuyamı hep ıstemısımdır ılgımı cekmıstır ama ıs yok:(ama yolunu tutturursan ayda 2 mılyar alırsın oyle alan arkeologlar var ama o kendını gelıstırmekle ılgılı.”

Yazıma, internette bir forum sitesinden alıntıladığım bir diyalogla başladım. Arkeoloji bölümü ile ilgili muhtemelen bir  üniversite tercih aşaması öncesi iki öğrencinin diyalogu bu… İçler acısı! Ne bakımdan?
Eğer biz bir dine mensup olduğumuzu ifade ediyorsak ve bu dinin adının da İslam olduğunu beyan ediyorsak; neden bu dünyada yaşadığımıza dair bir soru sormuş olmalıyız ve bu soruya ilişkin cevabımız da bizim bu dini seçişimize kaynaklık etmiş olmalı. “Neden Müslümansın?” sorusunun cevabı eğer “babam-dedem onun da dedesi hep Müslümanlarmış da ondan” ise, oturup bir düşünmenin zamanı gelmiş demektir.
Şimdi aşağıda size iki ayet sunmak istiyorum. Birincisi 3/137 ve ikincisi 16/36. Sanırım yukarıda ne demek istediğim hususunda bu iki ayetten sonra daha anlaşılır olacağım.

ALİ İMRAN 3/137.
Sizden önce neler gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin de, yalancıların sonunun ne olduğuna bir bakın. (Diyanet İşleri çevirisi)

Sizden evvel kanun olmuş bir takım vak’alar geçti, onun için Arzda dolaşın da bir bakın: Peygamberleri tekzib edenlerin akıbetleri nasıl olmuş? (Elmalılı çevirisi)

Sizden önce de yasalar uygulanmıştır. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun nasıl olduğunu görün. (Süleyman Ateş çevirisi)

Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonuç nasıl oldu bir görün. (Ali Bulaç çevirisi)

NAHL 16/36.
Andolsun ki; her ümmete: Allah’a ibadet edin ve putlardan kaçının, diye peygamberler göndermişizdir. Allah, içlerinden kimini hidayete erdirdi. Kimi de sapıklığı hak etti.Şimdi yeryüzünde gezin de; peygamberleri yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün. (İbn Kesir çevirisi)

Malumunuz, Kur’anı Kerim’de önceki ümmetlerin, toplulukların, insanların,  milletlerin yaşadıkları hakkında sık sık bilgiler verilir. Ve bu iki ayette Allah bize açıkça yeryüzünde gezip bu insanların başına neler gelmiş olduğunu görmemizi tavsiye ediyor. Peki düşünelim,  sizce Allah’ın istediği bu gezi turistik bir gezi midir? O nasıl bir dolaşma olacak ki, tarihte yaşamış olan insanların başına neler gelmiş öğreneceğiz? Hani bize öğretmişlerdi şu tarihe yardımcı bilimler diye, antropoloji vardı, arkeoloji vardı, paleografya vardı, epigrafya vardı, nümizmatik vardı… Sakın onlar işaret ediliyor olmasın?
Bugün iş seçimi yapılırken belirleyici tek unsur var “para”. İş seçen gençlerin ve onları yönlendiren büyüklerin tek derdi var “para”. Nasıl olsa, “birileri” yeryüzünü gezip bu işlerle uğraşıyor; biz de akşam işten eve dönünce açıp History Channel’i çekirdek çitlerken bize lazım olan ibretleri alıyoruz.
Yazıma -belki de ilk defa rastlamış olacağınız- ilginç bir cümleyi başlık olarak seçtim, daha önce belki de hiç bir din kitabında belirtilmeyen bir sevabı dile getirerek üzerime sorumluluk aldım. Çünkü bir şeye dikkat çekmeye çalışıyorum. : Eğer biz Müslüman olmayı bile isteye seçtiysek, o zaman kısır döngüleri ve üzerimizdeki belirlenmişlikleri bir kenara  bırakıp akletmeye başlamamız lazım. Yüzde bilmem kaçı Müslüman olduğu ifade edilen bir ülkede iş seçimi yapacak iki gencin arasında yukarıdaki gibi bir diyaloğun asla geçmemesi lazım.
Bence gündelik şeyleri bir kenara bırakıp, oturup düşünme zamanı.
Neyse, bu yazım biraz vaaz gibi oldu, artık idare ediverin.
Bu arada attığım başlığa takılanlar için: Allah rızası için yapılan hangi şey sevap değildir?
Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir