Site Overlay

Bakara Suresi 157. Ayet ve SALAVAT

Kuran’da geçen “SALAT” kavramını incelemeye devam ediyorum. Tüm sonuçları “Salat İnceleme Tablosu” ndan takip edebilirsiniz.

Bu yazıda, sizlere maalesef derli toplu bir kompozisyon sunamayacağım. Çünkü konuyu tam anlatabilmem için yazmam gereken o kadar çok kavram var ki sadece Bakara 151-157 arası bir kitap konusu. Ben de bu yazıda ilgili ayetler hakkındaki notlarımı paylaşmaya karar verdim. Zaten Kuran’daki SALAT’ı anlamak tek kişinin başarabileceği bir konu değil. Birlikte çalışma gerektiren bir konu. Sanırım konuyu çalışanlara notların faydalı olacaktır.

Daha Önce “yalnız senden yardım dileriz” konusu bağlamında 2:153 ayetindeki Salat hakkındaki görüşlerimi paylaşmıştım. 2:157’yi incelerken konunun 2:151 den başlayarak bir bütün olduğunu fark ettim. Umarım ayetlerin  sonuna düştüğüm notlarla düşüncelerimi aktarmayı başarabilirim.


2:151

Nitekim, size ayetlerimi okuyacak, sizleri temizleyecek, size KİTAP ve bilgeliği/hikmeti öğretecek, bilmediklerinizi bildirecek bir elçiyi aranızdan seçip gönderdik.

Vurgunun KİTAP’a yapıldığına dikkat. Ve şu an elimizde ELÇİ’nin getirdiği KİTAP var.

2:152

Artık siz de anın (ZİKR) beni, ben de anayım sizi. Nankörlüğü (KÜFR) bırakın da şükredin (ŞÜKR)  bana.

Şükür, bir şeyin karşılığını vermektir. Küfür, bunun zıddı. Gerçeğin karşılığını vermeyerek onun üstünü örtmek.  Zikr’in “Allah, Allah” demek olmadığı belli. Sağlık kurallarına uygun yaşarsan sağlıklı kalıyorsun. Allah’ı anarsak Allah’ın da bizi anması bu olabilir mi? Sisteme uygun yaşamak ve sonucu sisteme uygun almak…

2:153

Güvenenler! Direnç ile (SABIR)  ve SALAT ile yardım isteyin! (İstiane/ Fatiha suresini, yalnız senden yardım/istiane dileriz)  Allah sabredenlerin/ dirençlilerin yanındadır.

Bu evrensel bir ilkedir. Karşı duranlar, direnenler ayakta kalırlar. Fatiha Suresinde “yalnız sana kulluk ederiz, yalnız senden yardım isteriz” denildiğini hatırlayın. Demek ki insan başka şeylere de kulluk edebiliyor. Fakat kulluğunu ettiği başka şey için başarıya ulaşabiliyor? Neden? Eğer direniyorsa başarıya ulaşıyor.

Ayet neden “Allah salat edenlerin yanındadır” vurgusu değil de “sabredenlerin yanındandır” vurgusu yapıyor?

Ayeti buraya kadar okurken bir yandan aklımdan şunlar geçiyordu: Ortada bir kötülük var. Siz bu kötülüğü görüyorsunuz ama direnmeye çalıştıkça etkisizleşiyorsunuz. Çünkü çoğunluk kötülüğe uymuş, onu normalleştirmiş durumda. Onlar normal ise siz “marjinal” olarak adlandırılıyorsunuz. Normalleştirilmiş herhangi bir kötülükle mücadele etmeye çalıştıysanız bu yalnızlaşmayı, etkisizleşmeyi hissedersiniz. Ama Allah direnenlerin yanında olacağını söylüyor? Nasıl? Tam bunları düşünürken bir sonraki ayet parladı….

2:154

Allah yolunda öldürülenlere (KTL)  “ölüler” (MEVT) demeyin! Onlar diridirler (HAYY/ YAHYA) , ama siz fark edemezsiniz.

KTL ve MEVT; uzun süredir etrafında dolandığım kavramlardı. KTL için ulaştığım olası anlamlardan birisi “etkisizleşmek”. Bir kişinin canını alarak onu etkisizleştirebilirsiniz ama bu yollardan sadece birisi. MEVT ise cismani ölümü de içine alan bir “duymama işitmeme” hali.

“Neml 80” Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.

Fatır 22: Dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirlerdekilere işittiremezsin!

KTL fiili ve MEVT hakkındaki bulgularım ayetlerin bağlamıyla birleşince şunu düşündüm:

Gerçekler uğruna savaşan, gerçekler konusunda etrafını uyarmaya çalışan insanlar tarih boyunca dışlanmışlardır.  Fakat gerçekler eninde sonunda hep kazanan taraf olmuştur. O yüzden “etkisizleştirildiğimizde” ümitsizliğe kapılıp onlara uymamalıyız. Çünkü HAYY/DİRİ “ olan biziz.

Enfal 24: Ey inananlar! Hayat (YUHYİ)  verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resûlüne uyun.

2:155

Sizi korku, açlık, para, can, ve ürün kaybı gibi şeylerle yıpratcağız/deneyimleteceğiz (BLV, bela)  Müjde ver (BŞR, BEŞİRLE)  sabredenlere/direnenlere…

Bir kavram daha.. Bela… BLV… Bu kavramı fark ettikten sonra “acaba iyi yolu mu seçecek kötü yolu mu seçecek” diye imtihan (MHN) olmadığımızı; yeniden yaratılacak ve bambaşka kurallarla bezeli olacak tasarıma HAZIRLANILDIĞIMIZI düşünüyorum. Hazırlanmayanlar gerçekleri orada kavrayamayacaklar.

17:72 Kim burada körse Ahirette de kör olur; yolunu iyice şaşırır.

20:124-125-126-127 ….kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz. Ya Rabbi der, beni neden kör haşrettin, halbuki ben görüyordum. Böylece der, sana delillerim geldi de unutuverdin onları, işte sen de tıpkı o çeşit unutulmadasın bugün. Ve işte biz, suç işlemekte ileri gidenleri ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiret azabıysa elbette daha da çetindir, daha da sürekli.

2:156

Onlar, başlarına bir şey gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aitiz, biz O’nun huzuruna çıkarılacağız”. (SAD VAV BE / SeVaP;)

Burada bir söz,cümle değil; bir tavır, davranış biçimi, yaşam ilkesi özetleniyor.

2:157

“Ulâ-ike ‘aleyhim SALEVÂTUN min rabbihim verahme(tun)(s) veulâ-ike humu-lmuhtedûn(e)”

Öyle kimselerdir onlar ki Rablerinden üzerinedir onların SALAT’lar ( SALAVAT-SALAT’ın çoğulu;)   ve  RAHMET .  Onlardır doğru yolu bulanlar.

Abdülaziz Bayındır çeviri notu:

Âyetin metninde geçen salavât = صَلَوَاتٌ , salât = صلاة kelimesinin çoğuludur. Kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan’ul-Arab)

SALAVAT –faalat vezninde olup tüm salat çeşitlerinin çoğulunu ifade eder. Eğer tek bir çeşit SALAT’ın  çoğulu kastedilse idi SALAVAT değil; SALVAT OLMALIYDI. (Sonia Cihangir –Kurandaki Namaz sayfa 20)

Bu ayeti hiçbir çevirmen “namaz “olarak çevirmiyor. Fakat eğer Sonia Cihang,ir’in gramer analizi doğru ise ve tüm çevirmenler bunu fark etti ise diğer ayetlerde geçen SALAT’ların en azından tamamını “namaz” olarak çevirmeleri gerçekten anlaşılmaz. Şöyle ki; eğer SALAVAT “tüm salat çeşitleri” ise bu onlara göre “namaz”ı da kapsıyor olmalı. Kapsıyorsa bu ayette Allah’tan kullara olan SALAVAT’ın içinde namaz neden yok? Yoksa eğer neden Kuran boyunca tüm salat’lar namaz?

SALAT kavramının birebir Türkçe karşılığını bulamadığım için sadece bu ayetten anladığımı yazmakla yetineceğim:

KİTAP ile yolunu bulan; buLduklarının KARŞILIĞINI VEREN/GEREĞİNİ YAPAN, gerçek için DİRENENlere Allah çeşili yollarla yöneliyor, destekliyor, amaca ulaştırıyor.

Öyle kimselerdir onlar ki Rablerinden üzerinedir onların SALAT’lar ( SALAVAT-SALAT’ın çoğulu;)   ve  RAHMET .  Onlardır doğru yolu bulanlar.

Besmelede geçen RAHMAN ve RAHİM’in “RAHİM” ini ayette görüyoruz. Acaba SALAT’lar ile RAHMAN”ın ilişkisi var mı, varsa ne?

Aklıma İsmet Özel’in bir mısrası geldi:

Esirgeyen bağışlayan DİRENME’nin adıyla

2:158

İnne-ssafâ velmervete min şe’â-iri(A)llâh(i)(s) femen hacce-lbeyte evi-’temera felâ cunâha ‘aleyhi en yettavvefe bihimâ(c) vemen tetavve’a ayran fe-inna(A)llâhe şâkirun ‘alîm(un)

Şüphesiz  SAFA ve MERVE Allah’ın işaretlerindendir. Her kim beyti haccederse veya umre ona günah yoktur gidip gelmesi arasında bu ikisi. Kim gönlünden koparak hayır işlerse şüphe yok ki Allah, ona mükafatta bulunur ve her şeyi de bilir.

Devamındaki ayetlere bakarsak bu ayet de konu bağlamı içinde olmalı. Birden bire tek ayetle HACC konusunda bir ayet değildir diye düşünüyorum.

Hacc: Hüccet, delil, tartışma (SALAT ile ilgisi olmalı)

Umre: “Sevginin inşa edildiği ziyaret” (Müfredat) Ömür ve imar bu AMR kökünden geliyor. HaCC mevsimi dışında yapılan Kabe ziyareti anlamının nereden geldiği konusunda açıklık yok.

Safa – Saflık-temizlik-Mustafa buradan geliyor- kendini temizlemeye yönelik içe dönük sorgulamalar, muhasebe, arındırma (Edip Yüksel Hacc ile ilgili videodan aldığım notlar)

Merve- El Muruvve- şövalyelik-gönüllü olarak yardım etme, çalışma, hastalar yardım, yemek pişirme (Edip Yüksel Hacc ile ilgili videodan aldığım notlar)

Safa ve Merve arasında gidip gelme (TAVAF)  – Bu iki hal arasında gidip gelmek

ŞİAR- Farkındalık, bilmek, anlamak ile ilgili

Bu ayet bana; bir amaç uğruna çalışan topluluların ikiye bölünüp “alanda mücadele yapalım” “fikri mücade yapalım/teori çalışalım” kavgasını hatırlattı.

Bu ayet konu bütünlüğü içerinde SALAT ve SABIR ile ilgili starteji veriyor olabilir.

2:159

İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti, -biz KİTAPTA halka açıkladıktan sonra- gizleyenleri hem ALLAH ve hem de tüm lanetleyenler lanetler.

2:160

Ancak, yönelip kendilerini düzeltenler ve (kitabı) açıklayanlar hariç; onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeleri kabul edenim, Rahim’im.

2:161

İnkar edip inkarcı olarak ölenler (MEVT)  ise hem ALLAH’ın, hem meleklerin ve hem halkın lanetini kazanır.

2:163

O durumda sürekli kalırlar. Azapları hafifletilmez ve ertelenmez.

 

 

Share

2 thoughts on “Bakara Suresi 157. Ayet ve SALAVAT

  1. Temiz olduğu için kötü çoğunlukça dışlanan ve etkisiz kalan kişilerin “Allah yolunda öldürülenler” olduğunu düşünmüyorum. Temiz olduğu için kişiyi öldürmek KTL ise, böyle ölmüş kişiye “el MVT” demek doğru olmasa gerek. Temiz olduğu için kendisine KTL edilmiş kişiler övülüyor ama el MVT olan kişiler kitapta hiç bir yerde övülmüyor. Yanlış mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir