Site Overlay

Kavram Sözlüğü

Kuran çalışmalarım sonucunda Türkçe karşılıklarını bulduğum kavramlar

Önsöz

Kuran’la ilk tanışmamız ne ‘hoca’da olur, ne camide, ne de ‘Kuran Kursu’nda. Bunların Kuran’la ilgileri yoktur. Kuran’la ilk tanışmamız onun çevirisiyle (veya mealiyle) olur. Kimi okur, çelişkiler bulur, vazgeçer. Kimisi de terimlerle dolu olduğu için anlaşılmaz bulur. Kuran’ın bütününü veya bir parçasını çevirenlere veya onun üzerine yorum yapanlara anlatmakta zorlandığım bir konu var:

Arapça kökenli Türkçe sözcüklerin anlamları, Arapça orijinallerine denk değildir!

Bundan dolayı ahiret, akraba, amel, ayet, cemaat, din, dua, dünya, gafil, gazap, gusül, hasenat, hayır, ibadet, ilim, iman, kaza, kıyam, melek, nefis, nimet, rıza, rüku, sabır, sadaka, secde, selam, şeytan, şükür, takva, tevekkül, tövbe, yetim, zekat, zikir, zulüm gibi pek çok sözcüğün Arapça orijinalini Kuran’da buluyor olmamız, bunları Türkçe benzerleriyle değiştirebileceğimiz anlamına gelmez. Sözcüklerin anlamı dilden dile geçerken değişir. Bu temel gerçekten habersiz kalarak çeviri yapılamaz, meal yazılamaz, yabancı dildeki metinler yorumlanamaz. Cengiz Özakıncı’nın Dil ve Din kitabında bu durum bütün açıklığıyla bilimsel olarak anlatılıyor. Kuran çalışan her Türkün bu kitapta anlatılan konuları, denk olmama durumu da dahil, iyice anlaması bir seçenek değil zorunluluktur. ( ALINTI/gerceginkitabi.com/Arapça Sözcük Denkliği ve Anlam Kıyımı)

Yukarıdaki alıntıda yer alan görüşlere katılıyorum ve satır aralarında gizli olan şu ifadeyi ekliyorum; “Arapça kökenli sözcüklerin Arapça anlamları; Kuran’daki orijinallerine her zaman denk değildir!”

Kitab’ı çalıştıkça, Ana dili Arapça olanların dahi Kuran’ı Kuran ile değerlendirmedikleri için, Kitab’ın içerisinde kalarak çok net olarak ulaşılabilen anlamları kabul etmediklerini gördüm. Örneğin “secde” kelimesi. Biz Türkler bu kelimeyi olduğu gibi dilimize almışız; Araplar da bu kelimeyi Kitap’ta geçmeyen bir anlamda kullanıyorlar. Bu sonuca Arapça bilmeyen biri olarak varıyorum; bu bir cahil cür’eti değil, benim vardığım sonuçlara dünyanın çeşitli yerlerinde; birbirinden habersiz ama ortak noktası Kuran metnine bağlı kalarak Kitab’ı çalışmak olan herkes varıyor.

Bu sayfaya “doğru anlamına ulaştığımı; en azından yaklaştığımı” düşündüğüm kavramları ekleyeceğim. Bazı kavramalrın yanında linkler bulacaksınız. Bu linkler, ilgili sonuca nasıl ulaştığımı (veya ulaşıldığını) gösterecekler.

Ulaştığım sonuçlarda hata yaptığımı, ikna edici deliller sunulursa kabul etmeye her zaman razıyım. Amacım bilgiçlik taslamak değil; doğru’ya ulaşmak..

Amacım

Uzay çağında da yaşıyor olsak, bir öğrenciye önce fiziğin, kimyanın vb. en temel prensipleri öğretilir. Öğretilmekle kalınmaz; ilgili öğrenciye bilimin geldiği nokta için çok basit kalan deneyler sil baştan yaptırılır. Çünkü o öğrenci bilimin tüm temellerini bizzat kendisi deneyimleyerek öğrenemezse üzerine hiç bir şey kuramaz. Anlamaya çalışan bir öğrenci bazen en temel prensipleri bile sorgulayabilir; hata yaptıysa bu hata onun için son derece öğretici olacaktır.

Söz konusu kabul edilen anlamıyla “din” olduğunda, bu yöntem tamamiyle terk edilir. Bir “din” öğrencisine sıfırdan başlama imkanı tanınmaz. Çünkü kabul edilen “din” anlayışında “icat çıkartmak kabul edilemez”. Zamanında nice mübarek insan gerektiği kadar sorgulamıştır; o yolu tekrar geçmeye izin verilmez. “Onca alimden/azizden/din adamından” sen iyi mi bileceksin? Sen görevlerini yap, buyrukları yerine getir yeter!”

Benim yöntemim bu ilkeye dayanmıyor. Kitab’ı her “öğrenici” sil baştan çalışmalıdır. Sil baştan fizik çalışan öğrenci nasıl bambaşka bir yer çekimi kanunu icat etmiyor; ancak o temeller üzerine yepyeni ilerlemeler sağlıyorsa; Kuran metni de sil baştan çalışılınca çağın sorunlarına öncekilerin mecburen fark etmediği ve bu yüzde cevap vermediği yeni cevaplar eklenecektir. Dolayısı ile bu çalışmamda iki temel uğraş alanı ortaya çıkıyor. Birincisi; bahsettiğim yöntem daha önce uygulanmadığı için artık kalıplaşmış yanlışların fark edilmesi ve düzeltilmesi, ikincisi de çağın sorunlarına cevaplar bulunması. Örneğin; riba kavramına verilen faiz karşılığının eksik bir karşılık olduğunu fark etmek birinci uğraş alanının sonucu. Riba kelimesinin karşılığının “kabaran” olduğunu keşfettikten sonra “çağımızın kabaranları neler/haksız kazançları neler” konusunu çalışmak ve çözüm yolları düşünmek ikinci uğraş alanının konusu.

Aşağıdaki liste yeni kavramlar eklendikçe güncellenecektir.

A

Ahira: Kalıcı olan/beka

D

Din: Yükümlülük, değerler sistemi LİNK

Dua: Çağrı

Dünya: Acel/geçici olan

i

İman:  Emin olmak, delil üzerine inanmak;güvenmek

İbadet: Abd, “kulluk”.  (İlgili yazı LİNK)

K

Kafir: Gerçeğin üstünü örten

Küfür: Gerçeğin üstünü örtmek/nankörlük

M

Münafık: İki yüzlü

Mü’min: Delil üzerine inanan (gramatik formuna göre güven veren)

R

Riba: (Kendiliğineden) Kabaran, haksız kazanç

Ş

Şükür: Karşılığını vermek, yapmak. Küfrün zıddı.

T

Takva : Sakınmak, korunmak

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir