Evleri namazı kılınacak yerler yapmak mı evleri kıble edinmek mi?

Mirasyediliği bırakıp kendi değerlerimizi elde etmeye çalışmalıyız yani Kuran’ın bize söylediğini anlamaya çalışma eylemine girişmeliyiz. Bun yaparken eskilerden elbette ki yararlanacağız, onların çabalarına vurdumduymazlık yapmanın anlamı yok. .Ancak eskiler tamamen hatalı da olabilir, kısmen de…  Bir zamanlar “balgam söktürür” diye tütün/sigara içiminin olumlandığını unutmayınız.

Birazdan inceleyeceğim ayet sanırım SALAT nedir sorusuna cevap ararken bize çok önemli katkılar sağlayacak bir ayet. Buradan delil üzere aldığımız ve “emin olduğumuz/güvendiğimiz/iman ettiğimiz” cevaplar ileride işimize yarayacak.

Konuyu anlamak adına, önce 10:87 ‘yi kendi içinde ardından da bağlam içerisinde inceleyeceğim. Kaçırdığım, eksik kaldığım noktalar muhakkak olacaktır. Konu üzerine çalışan arkadaşların katkılarını beklerim.

Öncelikle 10:87’de “evleri kıble edinmek” noktasında nasıl çeviri farklılıkları var, bir kaç örnekle inceleyelim.

Yaşar N. Öztürk Kavminiz için kendilerini yerleştirmek üzere Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın/karşılıklı yapın ve namaz kılın. İnananlara müjde ver.
Mustafa İslamoğlu Şehirde toplumunuz için bazı evleri karargah edinin; kendi evlerinizi ise ibadethaneye dönüştürerek ibadetinizi eda edin!
İlyas Yorulmaz Şehirdeki evlere yerleşin, evlerinizi kıble edinin ve namaz kılın
Ali Bulaç Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın.
Edip Yüksel Halkınız için Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi tapınak yapın ve namazı gözetin
E.Hamdi Yazır kavminiz için Mısırda bir takım evler ihzar edin, ve evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın
M.Hamidullah İkiniz Mısırda halkınız için evler hazırlayın, evlerinizi merkez edinin
 

 

Yunus Suresi’ni 83’den 88’e kadar okumadan önce  87. ayetin kelime kelime analizini yapmaya çalışayım:

 

1. ve evhaynâ : ve biz vahyettik
2. ilâ mûsâ : Musa’ya
3. ve ahî-hi : ve onun kardeşine
4. en tebevveâ : yerleşmek, ev yapmak
5. li kavmi-kumâ : ikinizin kavmi için
6. bi mısra : Mısır’a
7. buyûten : evler
8. vec’alû : ve kılınız/yapınız/haline getiriniz
9. buyûte-kum : evlerinizi
10. kıbleten : kıble olarak, kıble (yönelinecek yer)
11. ve ekîmu es sâlate : ve namazı ikame edin/SALATI AYAKTA TUTUN
12. ve beşşiri el mu’minîne : ve mü’minleri müjdele

Dikkat edersek,ayette kelime ve mantık dizilimi şu şekilde.

….hazırlayın kavminiz için Mısır’da BEYTLER

….ve edinin BEYTLERİNİZİ (Musa ve Harun’un hazırladığı beytler ) KIBLE

…VE ORADA ES-SALATI İKAME EDİN

 

1-) Musa ve kardeşine herhalde “ev inşa etmeleri” vahyedilmiyor, vahiy konusu olduğuna göre bu ev (beyt) önemli bir şey olsa gerek.  Buradaki kelime gramatik formuyla birlikte ” tebevveâ ” olarak geçiyor. Musa ve kardeşinin yaşayacak evleri zaten var olsa gerek. Mesela buradaki beyti şöyle çevirsek acaba daha mı anlam yerine oturur?

“Ocaklar kurmalarını vahyettik”

2-) Ve ocakları  KIBLE/YÖNELİM YERİ haline getirin. (CEALE fiili)

3-) Ve oralarda SALATI AYAKTA TUTUN. (Es-salat şeklinde “EL” belirlilik takısı aldığına dikkat) Burada geçen ve KILIN olarak çevrilen kelime KVM kökü. KVM fiilinin birinci formu, yani yalın biçimi ayakta durmak demek. “akuumu” ben ayakta duruyorum demek örneğin. dördüncü formu, yani Türkçedeki oldurgan fiil çatısına karşılık geliyor. Yani artık ukiimu denirse bişeyi ayakta durduruyorum, ayakta tutuyorum anlamına gelir, ayakta duruyorum değil. ama Kuranda ne zaman “akiimussalat” dense bunu namazı kıl diye çeviriyorlar. Namaz nasıl kıldırılır? Ayakta durarak. Ama bu dilbilgisine göre bir şeyi ayakta tutman gerekiyor. Ayakta dur deniyor bunu ayakta dur diye çeviriyorlar. Ayakta tut deniyor bunu da ayakta dur diye çeviriyorlar. (Selim’e bu araştırma için teşekürler) Bu KVM kullanımına yeri geldikçe tekrar değineceğim.

4-) Bunu güvenenlere MÜJDELE.

Bir yeri namaz kılacak yer haline getirmek zor olmasa gerek. Günümüz algısı ile bir seccade yeterli. Oysa ayet, biraz sonra bağlamdan da göreceğimiz üzere, zorlu bir süreçten bahsediyor olmalı. Aşama aşama yapılacak edimlerden bahsediyor olmalı. Ki bu güvenenlere bir müjde niteliğinde.

Öte yandan, derinlemesine araştırmadım ama internet kısa bir gezinti ile bu konunun eskiden de tartışılmış olduğunun izlerini buldum. Yani eski köye yeni adet getirmediğimi gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. .Benim de tespit ettiğim “EVLERİNİZİ KIBLE YAPIN” vurgusu en azından “desteksiz” bir nokta değilmiş. Konu, “daha önce namaz kılıyorlar mıydı, kıbleleri neresiydi” bağlamında tartışıldığı gibi, benim anladığım kapsamda da tartışılmış.

“””””Bazı müfessirler ise “kıble” kelimesinin sözlük anlamından yola çıkarak burada, karşılıklı evler yapıp dayanışma içinde bulunmalarının kastedildiği kana­atini taşımaktadırlar.

  1. Abdullah b. Abbas, İbrahim en-Nehai, Mücahid, Ebu Malik, Rebi’ b. Enes, Dehhak ve İbn-i Zeyd, bu ifadeyi şu şekilde izah etmişlerdir: “Evlerinizi mescitler yapıp onlarda namaz kılın.” İsrailoğulları, sadece havralarda namaz kılıyor ve oralarda namaz kılarken de Firavun ve kavminden korkuyorlardı. Bu­nun üzerine Allah teala onlara, evlerini namazgah edinip oralarda namaz kılma­larını emretti.
  2. Abdullah b. Abbaş, Mücahid, Katade ve Dehhaktan nakledilen diğer bir görüşe göre bu ifadenin izahı şöyledir: “Mescitlerinizin yönünü Kâbeye doğ­ru yöneltin.” İsrailoğullan, Firavunun işkencesinden şikayetçi olunca, Allah tea­la onlara, evlerini mescitler yapıp mescitlerinin yönlerini de Kâbeye doğru yö­neltmelerini emretmiştir.
  3. Said b. Cübeyre göre ise “bu ifadenin izahı şöyledir: “Siz evlerinizi bir­birlerine karşı vaziyette yapın. (sorularlaislamiyet.com) “””

Şimdi de ayetin bağlamına ve mantıksal kurgusuna bakalım:

Firavunun zulmüne karşı çıkan bir topluluk,  Firavun toplumundan kurtulmak istiyor. Ve Allah onlara çare olarak es- SALAT’ı müjdeliyor.

  1. Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir grup gençten başka kimse Musa’ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi.
  2. Musa dedi ki: Ey kavmim! Eğer Allah’a inandıysanız ve O’na teslim olduysanız sadece O’na güvenip dayanın.
  3. Onlar da dediler ki: «Allah’a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!
  4. Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!»
  5. Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır’da evler (beytler) hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.
  6. Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver.

Yani zulme karşılık Allah’ın müjdesi “kendinize ibadethane yapın ve orada ibadet edin” mi? Kavmin tek sorunu “ibadet edecek yerlerinin” olmayışı mı imiş?Yoksa BEYTLER ( ocaklar, eğitim evleri vs.) edinerek orada bir şeylere çalışmaları, aydınlanmaları, hazırlık yapmaları mı?

Ben bu ayetten SALAT’ın evrensel bir kavram olduğuna kanaat getiriyorum.  Çünkü doğru olsun yanlış olsun bir ülkü bir amaç adına birleşen insanlar muhakkak güçlenmek, eğitilmek, o ülküde sağlamlaşmak adına beytler kurmuyor mu? Ve bu işi kim daha içten ve samimi yapıyorsa (yanlış da yapıyor olsa) sonunda güçlene taraf o olmuyor mu?

Özetle gerek ayetler bütününün verdiği anlam gerekse kelime analizi sonucu ben SALAT kelimesinin bu ayette de NAMAZ diye çevrilemeyeceğine ikna oldum. Hele ki KVM fiilini “kılmak” olarak çevirmenin bir mantığı yok. SALAT ayakta durulacak değil; ayakta tutulacak bir yöneliş.

Share
Leave a comment.

Your email address will not be published. Required fields are marked *.